İcra ve İflas Hukuku?
- İflas Hukuku ve İcra Hukuku
- Neden Devletin Yaptırım Gücüne İhtiyaç Duyarız?
- İcra Hukuku Kimdir? İcra Hukuku Ne İş Yapar?
- İcra Hukuku Kapsamında Hizmetlerimiz
- İflas Hukuku ve İcra Hukuku ile İcra Takip Yolları
- İcra Hukukuna neden ihtiyaç duyulur?
- İcra Hukuku Aracılığıyla Poliçe, Bono, Çek ile Haciz Yoluyla Takip
- İcra Takibinin Tarafları Kimlerdir?
- İcra ve İflas Hukukunda ‘’taraf ehliyeti’’ nedir?
- Kimlerin Taraf Ehliyeti Vardır?
- Yabancıların Taraf Ehliyeti Var mıdır?
- Taraf ehliyeti yoksa ne olur?
- Ölmüş bir kimseye karşı icra takibi başlatılabilir mi?
- icra , alacak takibi,
- icra ve iflas hukuku, icra avukatları, istanbul avukat
- İflas Hukuku ve İcra Hukuku
İcra ve İflas Hukuku (Takip Hukuku, Cebri İcra Hukuku), özel hukuka ilişkin bir sebepten doğan ve yükümlüsü tarafından kendi rızasıyla yerine getirilmeyen borçların, devletin yaptırım gücü kullanılarak yani devlet eliyle zorlanarak yerine getirilmesini sağlamaya yönelik kuralların belirtildiği hukuk dalıdır.
Alacaklı olduğunu iddia eden kişi icra dairesine başvurarak borçlu olduğunu beyan ettiği kişiye (gerçek veya tüzel kişi) karşı devletin yardımını talep etmelidir. Bu durum icra ve iflas hukukunun konusunu oluşturmaktadır. İcra takip işlemleri, tebligat işlemleri, icra harç ve giderleri gibi işlemler hukukun en çok teknik bilgiyi gerektiren konularıdır.
Neden Devletin Yaptırım Gücüne İhtiyaç Duyarız?
Hukukumuzda birkaç istisna durum dışında kendiliğinden hak almak (ihkak-ı hak) yani kendi adaletini sağlamak yasaktır. Çünkü insan ne kadar hakkaniyetli davranırsa davransın adil olmayabilmektedir. Söz konusu kendisi veya yakınları olduğunda durumun getirdiği şartlara göre; insani duygulara, hırslara, gücüne yenik düşebilmektedir. Hakkını korumak isterken hakkından fazlasını alıp haklıyken haksız duruma düşebilmektedir. Bu sebeple başkası tarafından mağdur edildiğini düşünen alacaklı, Devletten yardım istemek suretiyle hakkını aramak zorundadır. Bu yardım da dava açarak ya da icra takibi yaparak başlamaktadır.
Avukat Aracılığıyla Poliçe, Bono, Çek ile Haciz Yoluyla Takip
Kambiyo Senetlerine özgü haciz yoluyla takip; elinde bir kambiyo senedi bulunan alacaklının başvurabildiği özel bir ilamsız icra takibi yoludur. Kambiyo senetleri; poliçe, çek ve bonodur. Kambiyo senetleri Türk Ticaret Kanunu (TTK) ‘nda düzenlenmiştir. Kambiyo senedini elinde bulunduran alacaklı, ister genel haciz yoluyla isterse de kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatabilmektedir. Çekin düzenlenebilmesi için fiil ehliyetine sahip olunması gerekir. Çekin yetkili hamilinin belirlenebilmesindeki temel kıstas, düzgün ciro zincirinin varlığıdır. Yani çeki elinde bulunduran kişi, senet üzerindeki düzgün ciro silsilesiyle çekin hamiliyse cironun teşhis fonksiyonu sağlanmış olmaktadır. Yani elinde poliçe, çek veya bono bulunduran yetkili hamil kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatarak alacağına kavuşabilmektedir
İcra Takibinin Tarafları Kimlerdir?
Takip hukukunda tıpkı medeni usul hukukunda da olduğu gibi ‘’iki taraf sistemi’’ söz konusudur. İcra ve İflas Hukukunun bir tarafı, alacaklı olduğunu iddia ederek takip talebinde bulunan kimse yani ‘alacaklı’ dır. Diğer tarafı ise alacaklının takip talebinde borçlu olarak gösterdiği kimse yani ‘borçlu ’dur. Hemen belirtelim ki, icra takibinde bir tarafta birden çok kimse olabilir. Yani birden fazla alacaklı tek bir borçluya takip başlatabilmektedir. Ayrıca bir alacaklı birden fazla borçluya karşı da takip başlatabilir. Bu durum takip hukukunda üçlü, dörtlü ya da beşli taraf sistemi olabileceği anlamına gelmez. Zira birden fazla olabilecek olan her iki taraftaki kişi sayısıdır yoksa tarafların sayısı değildir.
İcra ve İflas Hukukunda ‘’taraf ehliyeti’’ nedir?
Takip hukukunda taraf ehliyeti, medeni hukuktaki hak ehliyetinin karşılığıdır. Hak ehliyeti ise medeni haklardan yararlanabilme, haklara ve borçlara sahip olabilme durumudur. Bu halde icra ve iflas hukukunda taraf ehliyeti, takipte alacaklı ve borçlu olabilme durumudur.
Kimlerin Taraf Ehliyeti Vardır?
Hak ehliyetine yani haklara ve borçlara sahip olabilme yeterliliğine sahip her gerçek ve tüzel kişinin taraf ehliyeti vardır.
Yabancıların Taraf Ehliyeti Var mıdır?
Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin de taraf ehliyeti vardır. Yani onlar da Türkiye’de icra takibi yapabilirler ya da onlara karşı da icra takibi yapılabilir. Ancak Türkiye’de icra takibi yapmak isteyen yabancı gerçek veya tüzel kişi, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) gereği icra takibi yaparken teminat göstermek zorundadırlar.
(1) Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
(2) Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.
• MÖHUK MADDE 48
Taraf ehliyeti yoksa ne olur?
İcra takibinde taraf olan kimsenin gerçek veya tüzel kişiliği bulunmuyorsa taraf ehliyetinin yokluğu söz konusu olur. Kural olarak taraf ehliyetinin olmamasının hukuki sonucu, takibin iptal edilmesidir. Zira taraf ehliyetinin yokluğu halinde geçerli bir takip söz konusu olamaz. Örneğin, çok sevdiğiniz köpeğiniz Çomar, komşunuzun tavuğunu yemiş olsun. Bu durumda tavuğunun zayi olmasından dolayı maddi zarara uğrayan komşunuz, Çomara karşı icra takibi başlatamaz, çünkü Çomarın medeni haklardan yararlanma ehliyeti dolayısıyla da taraf ehliyeti yoktur. Çomara karşı icra takibi başlatan komşunuzun takibi, husumet yokluğundan iptal edilecektir. Zararının karşılanmasını isteyen komşunuz, icra takibini size karşı başlatmalıdır. Taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkindir. Olmaması hali süresiz şikâyete tabidir. İcra mahkemesi önüne gelen uyuşmazlıkta taraf ehliyetinin olup olmadığını kendiliğinden gözetir.
Kişinin taraf ehliyeti yokluğunda kural, takibin iptal edilmesi olmakla birlikte bazı durumlarda tarafın yanlış gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıdan kaynaklanıyor olabilmektedir. Örneğin, borçlunun adı icra takibinde yanlış gösterilmiş olabilir. Bu durum maddi bir yanılgıdan kaynaklanıyorsa ya da takipteki borçlu tarafın değiştirilmesi dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmiyorsa Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 124/3. Maddeye göre iradi taraf değişikliği yapılması ve takibin doğru borçluya yöneltilmesi mümkündür. Mahkeme tarafı yanlış gösteren ilgiliye taraf değişikliği yapması için kesin süre vermektedir. Süresinde taraf değişikliği yapılması halinde yanlış kişiye gönderilen ödeme emri iptal edilir ve doğru tarafa yeni bir ödeme emri gönderilir. Verilen süre içerisinde taraf değişikliği yapılmadığı takdirde mahkeme, takibin iptal edilmesine karar vermektedir.
(1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür.
(2) Bu konuda kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
(3) Ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilir.
(4) Dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hâkim karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebilir. Bu durumda hâkim, davanın tarafı olmaktan çıkarılan ve aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen kişi lehine yargılama giderlerine hükmeder.
• HMK MADDE 124
