TERK NEDENİ İLE BOŞANMA DAVASI
Boşanma davasının özel sebeplerinden bir tanesi Terk’tir. Buna göre eşlerden birinin herhangi bir sebeple müşterek konuttan ayrılıp bir daha geri dönmemesi bir boşanma sebebidir. Buna terk edilen eş doğruda terk nedeni ile boşanma davası açamaz önce kanunda belirtilen şartları yerine getirmelidir. Buna göre ;
TERK NEDENİ İLE BOŞANMA DAVASININ KOŞULLARI
1-)Eşler birinin müşterek konutu terk etmesi
2-)Terk eden eşin terk nedeni ile kusurlu olması
3-)Boşanma davasının açılış tarihinden itibaren geriye dönük olarak terkin en az 6 ay boyunca devam ediyor olması gerekmektedir.
4-)Terk edilen eş tarafından terk eden eşe noter aracılığı ile müşterek konuta dönmesi için ihtar gönderilmeli ve bu ihtarda terk eden eşe müşterek konuta dönmesi için en az iki ay süre verilmelidir.
5-)Tek edilen eş eşine göndermiş olduğu ihtarda samimi olmalıdır.Yargıtay bir çok kararında ihtar gönderen eşin evliliği sürdürme gayesinde olup olmadığını ve aynı zamanda eşler arasında süren evlilikte kusurlu olup olmadığına da bakmaktadır.
Terk Edilen Eş Terk özel boşanma sebeplerinden birisidir. Terke dayanarak boşanma davası açmak isteyen eşin, hâkim veya noter aracılığıyla göndereceği ihtar ile terk eden eşe ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi halinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunması gereklidir (TMK m. 164 II).
Yargıtay kararlarında ise terk ihtarına sadece terk sebebiyle açılacak boşanma davalarında değil, diğer boşanma sebepleri, özellikle de evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle açılacak boşanma davaları açısından bir sonuç bağlandığı görülmektedir. Söz konusu kararlara göre, eşinin eve dönmesini ihtar eden diğer eş, bu davet ile eve davet edilen eşin ihtar tarihinden önceki kusurlu davranışlarını affetmiş, en azından hoşgörü ile karşılamıştır. Bu itibarla, eşinin eve dönmesini ihtar eden eş, ihtardan önceki olaylara dayanarak evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası açamaz. Yargıtay aynı gerekçeyle terk sebebine dayanan boşanma davalarında da, davacı eşin manevi tazminat istemini reddetmektedir. Bu çalışmada öğretideki görüşler de dikkate alınmak suretiyle belirtilen hususlarda Yargıtay uygulamasının isabetli olup olmadığı değerlendirilmiştir.
Av. Ferdi DEMİR
